GELİŞİM DESTEK

BEBEĞİNİZİN GELİŞİMİ HAKKINDA PEK ÇOK ŞEY...

Uzman Psikolojik Danışman Nilcan Kuleli Sertgil


Bebeklik ve erken çocukluk döneminde uykuyu anlamak ve desteklemek  

Uyku zamanı sorunları ve sık gece uyanmaları okulöncesi dönem de  sık rastlanan sorunlardandır.  1-2 yaş arası çocukların %  55’i , 3 yaşındakilerin ise % 29’u  gece yatağa gitme ve geceleri sık uyanma sorunu yaşamaktadır. Çocukların uyku davranışlarına yönelik sorunların gelişmesinde pek çok farklı faktör etkilidir. Bunlar; bebeğin mizaç özellikleri, fiziksel ortam, beslenme, olası süt alerjisi, aile sorunları, anne –babanın ruh durumu, edinilen alışkanlıklar gibi sayılabilir. Uyku sorunları sanıldığı gibi “kendiliğinden “geçmemektedir. Yapılan araştırmalar bebeklik ve erken çocukluk döneminde uyku sorunları olan çocukların bu sorunu ileriki dönemlerde de yaşadığını göstermektedir. 

Uykuyu başlatmak ve sağlıklı şekilde devam ettirmeyi kolaylaştırmak için pek çok etken dikkate alınmalıdır. Uyku vücudumuzu yeniden yapılandırmada, alınan besinlerin dokular tarafından sağlıklı şekilde emiliminde ve beyin hücrelerinin uyarılmasında önemli  bir rol oynamaktadır. Uyku sorunu yaşayan bireyin aynı zamanda günlük hayatında gerçekleştirdiği işlevlerde de sorun yaşaması beklenmektedir. Bu bireyler daha dikkatsiz, daha huzursuz, daha unutkan, ses ve ışığa daha duyarlı olabilmektedir. 

Bebekler için uykuya dalabilme ve devam ettirebilme becerisi pek çok farklı gelişimsel beceri ile ilişkilidir. Bunlar bebeğin;

  • Temel uyku-uyanma döngüsünü ve uyanıklık durumunun düzenleyebilmesi,
  • Günlük rutin ve düzenin içselleştirebilmesi
  • Aktif durumdan sakin-uyanık duruma geçişin yapılabilmesi,
  • Uykuya dalarken etraftan gelen sesleri filtreleyebilmesi,
  • Gece uyandığında kendini sakinleştirebilmesi,
  • Bakım verene bağlılık geliştirmiş olması ve uyku ayrılmalarına hazır olabilmesi,


Erken çocukluk döneminde (12 ay sonrası) olan bir çocuk  için ise bu becerileri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Gün içerisinde gerçekleşen pek çok uyarıcı etkinlikten sonra sakinleşebilmek,
  • Uykuya dalarken etraftan gelen sesleri filtreleyebilmek,
  • Karanlık yerler ve yalnız olmak ile ilgili kaygılarıyla başa çıkabilmek,
  • Yetişkinin uyku saatleri ve düzenleri ile ilgili koyduğu sınırlara ve kurallara uyum gösterebilmek,
  • Bakım verene bağlılık geliştirmiş olmak ve uyku ayrılmalarına hazır olabilmek,
  • Bağımsızlık duygusunu geliştirmek,


Bebeklerin pek çoğu 9 aylık olduklarında uyku sorunlarını çözmüş ve bakım veren tarafından sunulan düzene uyum sağlayabilir hale gelmişlerdir. Ancak sorun yaşayan çocuklar için altta yatan etkenlerin incelenmesi yerinde olacaktır. 

Uyku alışkanlıklarının yerleşmesi ve geliştirilmesi için normal uyku-uyanma döngüsünün anlaşılması  önemlidir. Bebeğin/çocuğun büyüdükçe  hem uyku sürelerinde  hem de uyku kalitesinde değişim olması normal bir durumdur. İlk 6 ay içerisinde bebeklerin gece boyunca bakım ihtiyacı devam ettiği için gece içerisinde bir kaç kez uyanmaları beklenen bir durumdur. Yeni doğan bir bebek, bir yaşına yaklaşmış bebek ve okul öncesi dönemde olan bir çocuğun uyku süreleri ve kaliteleri farklıdır. 

Uyku REM ve NREM diye adlandırılan iki düzeyden oluşan  karmaşık bir süreçtir. Gece boyunca bu REM ve NREM düzeyleri peşi sıra gelmektedir. Yetişkinlerde bu döngü yaklaşık 90 dakikada bir yaşanırken, bebek ve küçük çocuklarda yaklaşık 50 dakikalık döngüler şeklinde gerçekleşir. Yani yaklaşık 40-50 dakika sonunda bebekler  uyku düzeyinde değişiklik yaşarlar ve hafif uyanıklık düzeyine gelirler. Yetişkinler de aynı döngüyü yaklaşık 90 dakikada bir yaşarlar ancak bu uyanmaları genellikle hatırlamazlar.

REM uyku düzeyi düzensiz nefes ve kalp atışlarının görülebildiği, beyne kan akışının arttığı, rüyaların görüldüğü süredir. Bu düzey aktif dönem olarak adlandırılmaktadır. Bebekte kas seğirmeleri, hareketler, gözünü açıp kapama ya da sesler olabilir. Bebeğin beynine kan akışının yoğunlaştığı bu dönem bebeğin gelişimi için çok değerli bir zamandır. Bu dönem de iken bebek henüz derin uykuya geçmemiştir ve dışarıdan gelen uyaranlara açıktır.Yaklaşık ilk 25 dakika süren bu dönemden sonra bebek sakin/derin uyku  dönemine yani NREM dönemine geçer. Eğer bebekler sakin-derin uyku dönemine geçmeden yani aktif dönemde yatak/beşiklerine konulursa uyanırlar, çoğu annenin hemen uyanıyor diye bahsettiği durum aslında ilk 3-4 ay için çok beklenen bir durumdur. Bebek sakin-derin uyku dönemine yani NREM düzeyine geçtiğinde ise nefes alma ve kalp atışı belirgin düzeyde sabitleşmiş ve kasları gevşemiş durumdadır. Bu düzeyde iken bebeğin artık uyanması daha zordur.  50 dakikalık uyku döngüsünü  ikinci 25 dakika yani sakin dönem ile bitiren  bebek döngüyü tamamlar ve uyanmaya hazır hale gelir. Eğer bebek ikinci döngüye geçmeyi başaramaz ise uyanır. Bu ara dönemlerde ebeveynin desteği ile tekrar uykuya dalmayı öğrenen bebeğin zamanla uykusu da olgunlaşacak ve sakin yani derin uyku süreleri uzamaya  başlayacaktır. Bebeğiniz doğru yaklaşımlarla desteklenirse kendi başına uykuyu devam ettirmeyi öğrenecek ve uyku süreleri uzayacaktır.

Sonuç olarak bebekler gece boyu uyumazlar, uyuyamazlar çünkü fizyolojik yapıları ve gelişim süreçleri buna henüz uygun  değillerdir. Özellikle ilk 2-3 ay döneminde bebeklerin çabuk uyanması  koruyucu bir özelliktir. Bu sayede bebekler ani bebek ölümü sendromundan da korunurlar. Hafif uyuması gereken  dönemde derin uyuyan ve zor uyandırılan bebeklerin ani bebek ölümü sendromu açısından daha riskli bebekler oldukları düşünülmektedir. Ayrıca bebeklerin ilk 3 ay içerisinde sık beslenmeye ihtiyaçları vardır. Bu nedenle en fazla 3-4 saatte bir uyanmaları yaşamsal bir gerekliliktir.   

Genel olarak iki çeşit bebek tipinden bahsedilebilir. Hafif uyanıklık durumunda iken tekrar uykuya  dalmak için bakım verene sinyal veren (ağlayan) bebekler ile kendilerini sakinleştirip tekrar uykuya dalabilen bebekler. Sinyal veren (ağlayan) bebeklerin genellikle uykuya dalmış halde yatağa bırakınlan bebekler olduğu görülürken, uykuya devam eden bebeklerin ise uykuya henüz dalmadan yatağına bırakılan ve kendisi uykuya dalan bebekler olduğu görülmektedir. Yapılan çalışmalar iki tip bebeğin de gece boyunca aynı sıklıkta uyandığını ancak sinyal veren (ağlayan) bebeğin uyanmasının bakım veren tarafından farkedildiği için daha sık uyandığının zannedildiğini göstermektedir. Bebeğin seslerine ve kıpırdanmalarına aşırı hassasiyet, hemen  kucağa alıp, uyutmaya çalışmak, uyanma ve uykuya dalarken yardım isteme davranışının artmasına sebep olmaktadır.

 Bebeklerin uyku davranışlarının gelişiminde  mizaç özellikleri, fiziksel ortam,  beslenme, olası süt alerjisi, aile sorunları, anne –babanın ruh durumu, edinilen alışkanlıklar ve sağlık sorunları gibi pek çok farklı faktör etkilidir. 

Öncelikli olarak her bebeğin farklı özelliklere sahip olduğu ve  farklı ihtiyaçları olduğu unutulmamalıdır. Ailesi olarak bebeğinizi neyin rahatlattığını, hangi ortamlarda sakinleştiğini ve uyumak için neler tercih ettiğini en iyi siz belirleyebilirsiniz. İşe kendinize, bebeğinizin nasıl bir uyuma alışkanlığı edinmesini istediğinizi sorarak başlayabilirsiniz . Ayrıca aile durumunuzu dikkate alacak seçimler yapmak da gereksiz zorlamaları ve beklentileri engelleyecektir. Önemli olan sizlerin yaşam biçimine uygun alışkanlıkları belirlemenizdir. Bununla birlikte sizin için doğru olan tercihler zaman zaman çocuğunuza uygun olmayabilir ya da çocuğunuz henüz hazır olmayabilir.


Tercihleriniz ne olursa olsun, bebeğinizin temel ihtiyacı düzendir. Bebekler düzen içerisinde kendilerini güvende hissederler ve öğrenirler. Aynı yemek alışkanlığı gibi uyku da kazandırılabilecek bir alışkanlık olarak görülmeli,  hassas ama kararlı uygulamalar sergilenmelidir.


#uyku #bebekuykusu #bebekgelisimi #bebek #uykualiskanliklari #uykusorunlari #uykuyadestek #bilgiyikullan #bunudene #anneyedestek #nilcankulelisertgil #gelisimdestek #uykuegitimi